Kabuslar

Gördüğünüz rüyaların büyük bir yüzdesini kabuslar oluşturur. Kabusların oluşumu oldukça olağan bir durumdur. Ancak kabus kavramı tam olarak ne demektir ve biz neden kabus görürüz?

Kabus rüyaların bir alt kategorisini oluşturur. Kâbusun diğer türlerden farkı korkutucu ve daha duygusal içerikli olmasıdır. Bazı kişiler kabuslarının ortasında yaşadıkları korkudan dolayı uyanma eğiliminde olabilirler. Kabusun doğasında olan korku kavramı bize rüyanın detaylarını daha çok hatırlattırır.

Yapılan araştırmalar, bazı insanların duygusal açıdan daha hassas, içgüdülerine önem veren ve hayalperest olduğunu göstermiştir. Bu insanlarda dışarıdan kabul görme isteğinin ve iletişim kurma eğiliminin daha fazla olduğu da saptanmıştır. Bu eğilim, onları daha empatik ve dış dünya ile uyumlu insanlar haline getirmiştir.

Kabusların oluşmasının bir nedeni de kaçındığımız herhangi bir olaydan bilinçsizce etkilenmemiz ve bu olayı rüyalarımıza taşımamızdandır. Kabusların bilindiğinin aksine farklı işlevleri vardır. Bazen gördüğümüz kabuslar bizi herhangi bir sağlık durumu ile ilgili bilgilendirir, ya da bir kazanın habercisi olabilir. Bunun yanı sıra, kabuslar çoğu zaman bilinçaltımızda bizi derinden etkileyen olaylar nedeniyle oluşurlar. Bu rüyaları tartışmak, analiz etmek ve anlamak sorunların çözümüne yardımcı olup ve kişilik çatışmalarına ışık tutabilir.

Kabus Oluşumunun Nedenleri

Genellikle stres, travmatik olaylar, korkular, güvensizlik, yetersizlik hissi, sağlık sorunları, evlilik ya da ilişkilerle ilgili problemler kabusların oluşumuna neden olur.

Çocukluk Dönemi ve Aile

Görülen çoğu kabusun temelinde çocukluk döneminde yaşanan ihmaller ve travmatik olaylar vardır. Aileden yeterli sevgiyi görememe, ihmal, alkolik ebeveynler ya da çocuk istismarı gibi pek çok sebep insan psikolojisini derinden etkiler ve kabus oluşumunda rol oynar. Bu nedenle görülen kabuslar bireyin iç kişiliğindeki karmaşayı yansıtır.

Yaşam

İnsanın yaşamı, toplum içindeki yeri ve hayatını devam ettirme tarzı hayatının genel çizgisini, dolayısıyla psikolojisini belirler. Bu nedenle sürdüğü yaşamla paralel olarak rüyalar görür. Dünyayı algılayış tarzı, sağlık, doğal afetler, politik görüş, ekonomi, işlenen toplumsal suçlar gibi yaşamın kontrol edilemeyen ve ana parçalarını oluşturan kısmı görülen rüyalar adına önemli bir zemin oluşturur.

İlişkiler

İnsanlarla kurulan samimi ilişkiler, diğer insanlarla günlük hayatta kurduğumuz iletişim ve arkadaşlıklar rüyalarımızın kaynağını oluşturan başka bir unsurdur. Bunun yanı sıra, sürmekte olan evlilikle ilgili yaşanan sorunlar ya da hamilelik durumu da diğer nedenleri oluşturabilir. Toplum içinden kendini soyutlayan ve düzgün insan ilişkileri kuramayan bireylerde oluşan mutsuzluk bir bilinçaltı göstergesi olarak kişinin rüyalarına da yansıyabilir.

Stres

Gördüğümüz kabuslar içten içe stresle başa çıkabilmek ve stresi yenebilmek için beynimizde oluşturduğumuz ögelerdir. Kabuslar bilindiği üzere, aşırı derecede yaşanan korku ve stres durumuna yanıt olarak ortaya çıkarlar. Yaşanan stres vakalarının üzerine insanlar zaman içinde, Travmatik Sinir Bozukluğu rahatsızlığını teşhis etmişlerdir. Bu hastalığın, insan hayatındaki savaş, tecavüz, sevdiğimiz insanların ölümü, araba ya da uçak kazası, terörizm gibi travmatik olaylardan ötürü ortaya çıktığı da saptanmıştır.

İş Hayatı

Günümüz şartlarında çoğu insan gününün çok büyük bir kısmını iş yerinde geçirmektedir. Bu kadar çok vakit geçirdiğimiz ve hayatımızı etkileyen çalışma kavramının rüyalarımızda çokça yer bulması şaşırtıcı değildir. İş stresi, iş güvenliği, çalışılan yerin değişmesi, iş arkadaşları, çözülemeyen ofis problemleri, kısacası iş hayatıyla ilgili oluşan tatminsizlik bireyleri iş konusunda kabuslar görmeye itebilir. Özellikle iş ortamında aşırı derecede mutsuz ve stresli olan kişiler gördükleri kabusların zeminini hazırlamış olurlar. Bireyin normal periyotlarda kabus görmesi normal ve kabul edilebilir bir durumdur. Ancak kabus görme oranındaki aşırı artış, gereğinden fazla stres yaşandığının göstergesidir. Kabuslar insanın kendini bilip tanımasında ve kendi duygu dünyalarında keşif yapabilmesinde çok önemli bir rol oynar. Bilinçaltımızla ilgili önemli mesajları taşıyarak zihnimizdeki karmaşıklıkları ve soru işaretlerini gidermemize yardımcı olurlar. Saklanılan, gizli kalmış duygular ise bizi bilinçsizce görülen kabusların merkezine götürür.